13 Temmuz 2010 Salı

Spor endüstrisinin 1 numaralı patronu


Bir işletmeyi 8,7 milyon dolardan alıp 1,6 milyar dolar değere çıkaran bir patron kaç kere yılın iş adamı seçilirdi, kariyeri boyunca? New York Yankees’in sahibi George Steinbrenner 37 yıllık başkanlığı boyunca sadece 7 kez beyzbol sporunun zirvesi olan Dünya Serilerini kazanabildi. Ama sportif başarı değildi önemli olan. Kulübü ekonomik büyüklük olarak 200 kat büyütmesi de bir yere kadar başarıydı. Steinbrenner’ın asıl “başarısı” spor endüstrisinin mimarı olmasıydı.

Bugün Real Madrid başkanı Florentino Perez’in gerçekleştirdiği bütün para kazandırıcı hamleler, bir tersane işletmecisiyken 1973’te New York Yankees’i ABD TV kanalı CBS’ten alan Steinbrenner’in icat ettiği hamlelerdi (Rakamlara da baktığımızda Yankees’in üstünlüğünü görüyoruz. Forbes’a göre Yankees 1,6 milyar dolar ederken, Deloitte’in 2010 Football Money League raporunda ligin tepesinde yer alan Real Madrid’in değeri 400 milyon euro’yu geçiyor). Sporda yıldız ekonomisinin potansiyelini o keşfetmişti.70’li yıllarda Reggie Jackson’lı yıldız kadrosu ile Steinbrenner niyetini belli etmişti. Daha sonrası astronomik transfer ücretleri ve karşılığını alamaması ile eleştirilse de 90’ların ikinci yarısından itibaren Mariano Riviera’lı Derek Jeter’lı süperstar kadronun mimarı olarak belki de Real Madrid’ten önce “Galacticos” deneyimini beyzbol severlere yaşattı. Bu kadro birkaç şampiyonlukla yetinse de bir hanedanlık olarak anılmayı hak etti. Bu kadroya son olarak Alex Rodrigez’i ekleyerek eserinin son yıldız parçasını da ekledi. Steinbrenner’ın Galacticos’u 2009’da ona şampiyonluk hediye etti. Ve bu şampiyonluk bu hırslı ve başarılı patronun son keyfi oldu. Steinbrenner bugün hayata gözlerini yumdu.

Arkasında ise koca bir spor endüstrisi bıraktı. Elbette tek adama her şeyi mal etmemek gerekir. (Örneğin NBA Başkanı David Stern’ün de sporu globalleştirerek ciroları ve sektörü büyütmesini es geçmemek gerekir) Ancak Steinbrenner’ın bir takımı nasıl marka olarak görüp onu en iyi şekilde pazarladığını da analiz etmek gerekir. Yankees’i New York kültürü ile bütünleştirerek, kapitalizmin bir numaralı şehrinden nasıl kar edileceğini gösterdi. Ayrıca stadyum aktiviteleri ile artan gelirler, sponsorlar, merchandisingler ve TV gelirlerinin potansiyelini de öngörerek rahatlıkla kendi adıyla anılacak bir modelin ekonomik başarısını kanıtladı. Bu modelin temeli de yıldız sporculardı (Perez ve Real Madrid örneğini Turkishtime’da incelemiştim. Ancak bu modelin öncüsünün Steinbrenner ve Yankees olduğunu da belirtmek gerekir.). Marka değerinin en önemli girdileri Derek Jeter’lar, Alex Rodrigez’ler, Reggie Jackson’lar ve hatta Steinbrenner öncesi efsanelerden Mickey Mantle’lar oldu.

Peki bu model sportif anlamda başarılı mıydı? Tabii ki şüpheli. Ölçütünüz başarılı olmak ise, sansasyon bir tarafa iyi oyun ise Steinbrenner sizin rol modeliniz olamazdı. Başarı marka değerinin dolarlarla ifadesi ise rol modeliniz olmalıydı.

Endüstriyel sporun pençesinde spordan keyif almaya çalışan bir spor izleyicisi olarak Steinbrenner modelinin çoğalmasını istemem mümkün değil. Yine de pazarlama ve işletme uzmanlarının ve ekonomistlerin New York Yankees’de 37 yıllık Steinbrenner dönemini incelemelerinde büyük fayda var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder